Kategoriler
Beslenme Sağlık

İleri yaşta beslenme

Türkiye nüfusu çok hızlı bir şekilde yaşlanıyor. Dramatik etkileri olan bu süreçte yaşlılar nasıl beslenmeli ve neleri dikkat etmeli bunları inceledik.

Yaşlı popülasyonunu – 65 yaş ve üstündekiler – oluşturan 6,5 milyon insan, ülke nüfusun %9’una karşılık geliyor. Bununla beraber, çok dramatik bir yaşlanma süreci yaşayan Türkiye, mevcut gidişat ile 2023 yılında çok yaşlı nüfusa sahip ülkeler sınıfına girecek. Ve 65 yaş üstü yetişkinlerin sayısı çocukların sayısını geçecek.

Yaşlılıkta beslenmeye girmeden önce, vücut yaşlandıkça neler değişir onlara değinelim: Araştırmalara göre organ sistemleri en verimli senelerini 20 ile 35 yaşları arasında geçirirler. 35 yaşından sonra, her bir organın çalışma kapasitesi düşer. Benzer değişimler herkes için geçerlidir ancak değişim hızı kişiden kişiye farklılık gösterir. Genetik altyapı ve çevresel faktörler, beslenme gibi, yaşlanma hızını belirler. Buna karşın yaşlanma süresince beslenmemiz de değişir. En başta gelen etkiler sindirim, emilim, ve besinlerin metabolizmasında hissedilir. Bazal metabolizma hızı 30’lu yaşlardan 70’li yaşlara kadar yüzde 8 ile 12 oranında düşer. Bu değişimin temel nedeni yaşlanmaya bağlı kas sisteminin erimesidir. Yirmili yaşlardan yetmişli yaşlara kadar 12 kg kas erir yerine 11 kg yağ gelir. Fiziksel aktivitedeki azalma ile birleşince bu: iştahta düşüş manasına gelir ki genellikle yaşlanma süresinde herkesde gözlenir. Diğer taraftan, düzenli egzersiz yapılması halinde kas gücü ve bazal metabolizma ve dolayısıyla iştah aynı kalır. Beyine giden kan miktarı artar.

Genel anlamda kardiyovasküler sistem yaşla beraber dejenere olur. Artan damar sertliği ve damar tıkanıklıkları kalbin yükünü artırır. Fiziksel olarak aktif bireylerde ise kalptan kan pompalanma hızı sabit kalır. Hareketsiz bir yaşam süren bireylerde ise kanın çıkış debisi düşer. Tansiyonun yaşla birlikte artması normaldir. Akciğerlerin kapasitesi yaş ilerledikçe %40 oranında azalır. Buna karşın, bu düşüş ağır iş yapmadıkça yaşlıları etkilemez. Böbrekler işlevini zamanla yitirir. Ve yaşlı bir bbrek daha az kan filtre eder. Tuz kullanımından imtina etme ve yeterli oranda su tüketimi çok önemli hale gelir. Ağız yoluyla alınan vitamin ve mineraller de böbrek üzerinde baskı yaratır. Yaşlandıkça kemik erimesi normaldir ve osteoproz çok yaygındır.

Beslenmeyi etkileyen faktörler

İleri yaştaki yetişkinlerin beslenmesinde fizyolojik, psikososyal, sosyoekonomik ve diğer birçok faktör etkili olur.

Fizyolojik Faktörler

  • Hastalık. Akut veya kronik bir hastalığın varlığı ve diyet tedavisi beslenmeyi etkiler. Çoğu yaşlının en az biri kronik olmakla beraber kireçlenme, hipertansiyon, kalp hastalığı veya diyabet gibi birçok rahatsızlığı daha vardır. Kronik rahatsızlıklar genelde diyet gerektirir. Üstüne üstlük, Gastrointestinal hastalıklar, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları ve kanser anoreksiyaya (iştah kaybına) neden olur. İnme gibi diğer rahatsızlıklar da anoreksiya ile ilintili olmasa bile bireyin az yemesine neden olur.
  • Kas kütlesinde azalma. Yaşlanma ile beraber kaslar ve beraberinde bazal metabolizma hızı azalır. Bunlar kalori ihtiyacını azaltır.
  • Günlük fiziksel aktivite. Hali ile hareketli insalar hareketsizlerden daha çok yemek ister ve daha çok gıda tüketir.
  • Diş Kaybı. Yaklaşık olarak her on kişiden yedisi 65 yaşına gelene kadar tüm dişlerini kaybetmiş oluyor. Protez kullanımının yaygın olmasına rağmen birçokları için çiğnemek hala büyük bir problem.
  • Kötürümlük. Yatağa bağımlılık ve kolay hareket edememe yaşlıların alışveriş, yemek yapma veya yeme gibi günlük aktivitelerini yapmasını engeller. Bu maluliyet, romatizma, inme, görme bozuklukları, kalp rahatsızlıkları ve bunamaya bağlı olabilir.
  • Tatma ve koku alma. Tat ve kokuya olan duyarlık yaşla beraber azalır. Dildeki tat tomucuklarının duyarsızlar, burundan çıkan koku alma sinirleri ancak çok kuvvetli kokuları algılar. Bu yüzden çoğu insana tatlı gelen bir yemek yaşlılara çok yavan gelebilir. Alınan ilaçlar da tat alma duyusunu baskılayabilir.      
  • Sindirim yolundaki değişimler. Yemeklerin sindirim sistemi içinde ilerlemesi yıllar geçtikçe yavaşlar ve kabızlık gibi yaygın şikayetlere neden olur. Bununla beraber az lifli gıda tüketimi, sıvı alımı, ilaçların etkisi veya egzersiz yapmamakta kabızlığa neden olabilir. Diğer yaygın şikayetler arasında: mide bulantısı, sindirim güçlüğü ve mide yanmasını da sayabiliriz.
  • İlaçlar. Yaşlıların yarıdan fazlası günde en az bir ilaç alırken günde altı veya fazla ilaç kullananlara rastlamak da mümkündür. İlaçlar iştahı ve sindirimi, emilimi ve metabolizmayı etkiler.
İlaç SınıfıilaçKaybedilen Besinler
Analjezikler, ağrı tedavisiAspirinDemir
Antasit, mide korumaAlüminyum veya magnezyum hidroksit, Sodyum bikarbonatFosfat, kalsiyum, folik asit
AntiülserSimetidinB12
Kemoterapik ajan, bağışıklık sistemi baskılaycıMetotreksatFolik asit
Kolestrol düşürücüKolestiraminYağ, A ve K vitamini
DiüretikLasixPotasyum
  • Susuzluk. Birçok ileri yaşlı susuzluk hissini kaybeder. Hasta oldukları zaman ise su tamamen akıllarından çıkar. Yaşlanan böbrekler, idrar üretiminde verimliliği kaybeder, su kaybeder. Bu durum hastanın dehidrasyonuna kapı açar.

Psikososyal Faktörler

  • Akıl Sağlığı. Gıdalar hakkında yanlış düşünceler beslenme, yanlış beslenme de akıl sağlığı üzerine olumsuz etki eder.
  • Sosyal Destek. Bireyin sağlıklı beslenmesi bir seri sosyal davranışın sonuçudur. Bunları sıralamak gerekirse: alış veriş yapmak, sofra hazırlığı ve yemek yemek hep sosyalleştiğimiz zamanlardır. Oysa, markete gitmek veya yemek pişirmek için bile birilerine ihtiyaç duyar yaşlılar. Yardım topluluklarının ve sosyal derneklerin başarı sebepi yaşlıların ihtiyaç duyduğu arkadaşlığı ve duygusal desteği vermelerindendir. Bu desteğin yaşlıların iştahı ve beslenmesi üzerine olumlu etkileri yadsınamaz.

Sosyoekonomik Faktörler

  • Eğitim. Doğru beslenme ile eğitim doğru orantılıdır.
  • Gelir Düzeyi. Yaşlılıkla birlikte gelen kendine yetememe durumu ve artan sağlık ihtiyaçları yaşlı bireylerin ekonomik olarak sorunlar yaşamasına neden olur. Türkiye’de yaşlıların yüzde 30-35’lik kesimi gelirsizdir. Bu rakam bölgeye göre değişmektedir. Sanayi ve ticari alanda geri kalmış bölgelerde daha da fazladır. Hiçbir geliri olmayan bu yaşlıların, devletin ve ailesinin desteğine muhtaçtır.
  • Yaşam Şekli. Ülkemizde eşi ölmüş yaşlı erkeklerin oranı % 13 iken yaşlı kadınların oranı % 50’dir. Diğer bir deyişle, yaşlı hanımların dul kalma oranı daha yüksektir. Dul kalan bu bayanların yaklaşık % 75 ise yalnız yaşamaya devam etmektedir. Araştırmalar yalnız yaşamanın beslenme üzerine olumsuz etkilerini sergilemektedir.
  • Aş evi. Belediye aş evlerinde hazırlanıp, araçlar ile ihtiyaç sahiplerine dağıtılan yemekler, yaşlıların doğru beslemesi için çok önemlidir. Bazı illerde ise yaşlıların aş evine kendilerinin gitmesi gerekmektedir.

Yaşlıların beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler

Hareketsizlik ve yavaşlayan metabolizma gibi nedenlerden ötürü insanlar yaşlandıkça daha az kaloriye ihtiyaç duyarlar. Örnek vermek gerekirse: ileri yaştakilerin kilolarını sabit tutmak için kalori alımlarını %20 kesmesi gerekir. Daha az yerken sağlıklı kalabilmek, burada üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Boş enerji içeren şekerlemeler, alkol ve yağlardan kaçınsa bile yaşlı bir insanın sağlıklı beslenmek için önünde yine de birçok engel bulunur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, dişlerin olmayışı, sağlık durumunun kötüye gitmesi veya kullanılan ilaçların yan etkileri yaşlıları hep zorlamaktadır.

Göz önünde tutulması gereken besinler

  • Su
    Kaybolan susuluk hissi ve diğer etmenler, yeterli miktarda su içmeyi zorlaştırılır. Bol miktarda su aynı zamanda kabızlığı da önler (Lifli gıdalarda aynı etkiyi yaratır).
  • B12 vitamini ve Folik asit
    Yaşlanınca midedeki Gastrik asit ve pepsin salgısı azalır. Bunlar B12 vitaminin vücudun kullanımı için gerekli olduğundan yaşlılarda B12 emilimi azdır. B12 vitamini birçok işlevinin yanında Folik asit üretimi için de gereklidir. Folik asit yeni kan hücrelerinin yapımı sırasında kullanılır. Eksikliği halsizlik ve hatta bayılmalara neden olabilir. B12 eksikliğinde sinirler de hasar görebilir. Bu da kol ve bacaklarda hissizlik ve karıncalanmalara neden olabilir. Pernisiyöz Anemi, makrositer anemi bu eksikliklerden kaynaklanabilen ama farklı tedavi şekilleri olduğu için doğru tanımlanması gereken rahatsızlıklardır. Vitamin eksiklikleri uzun seneler boyunca fark edilmeyebilir ancak etkileri öldürücü bile olabilir.
  • D vitamini
  • Kalsiyum
  • Çinko

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir