Kategoriler
Genel

Nörogastronomi

Nörogastronomi, tat ve kokunun ağız ve burunda değil beyinde oluştuğunu öneren yeni bir bilim.

Nörogastronomi, tat ve kokunun ağız ve burunda değil beyinde oluştuğunu öneren yeni bir bilim. Uzmanlara göre “Beyin kendi kimyasını kullanarak Lezzet ile ilgili bir temsili resim oluşturuyor.” Bir başka deyişle dildeki tat tomurcukları sadece birer sensör, asıl olan işlemci yani beyin. Ancak bu karmaşık organ farklı lezzetleri kaydederken o anki duygularından ve birçok farklı şeyden etkilenebiliyor.

Aslında Nörogastronomi, kemoterapi sonucu tat duyusunu kaybeden hastaları incelerken doğmuştur. Yeme içme zevkinden maruz kalan bu hastaları araştıran bilim adamları; Tabağın geometrisinden, rengin, kullanılan çatal kaşığın ağırlına kadar Lezzeti oluşturan duygusal, kavramsal ve mantıksal birçok beyin fonksiyonu keşfetmiştir.

Birçokları akla çok yatkın bu teorilerden para bile kazanmaya çalışmaktadır. Örneğin İspanya İbiza’da volkanlar ve buz dağları, göz alıcı kostümler ve sanal gerçeklik şovları ile dizayn edilen bir restaurant. Her öğüne eşlik eden özel kareograflar sergilemektedir. Bu amaç uğrunda mühendisler, illüzyonistler, kareograflar , mimarlar ve metin yazarları beraber çalışmışlardır.

Sublimotion _ İbiza

Çin Şangay da diğer bir restaurant her yemeğe özel oda kokusu, 360 derece projeksiyon ve farklı müzik kullanarak 20 öğünlük “psiko-tat” menüsü sunmaktadır.

Diğer yandan, sağlıklı besinleri abur çuburlardan daha çekici yapabilirse, nörogastronomi halk sağlığı için de kullanılabilir. Bunun için umutla beklerken işte size yemeklerinizi daha lezziz yapmanız için ipuçları:

  1. Tabaklarınıza dikkat edin. Aynı tatlı beyaz bir tabakta sunulduğunda siyaha oranla %10 daha tatlı algılanır. Dahası dikdörtgen tabaklar, yuvarlak tabaklara oranla yemeği daha leziz yapar. Bitmedi, tabaklar ne kadar ağır olursa yemek de o kadar kaliteli duygusu yaratır.
  2. Ağır sofra takımları kullanın. Ağır bıçak, çatal ve kaşıklar yemeğin zevkle ve damak tadında hazırlandığını gösterir.
  3. Doğru fon müziğini seçin. Tempolu müziğin yemeği çabuklaştırdığı, ağır müziğin ise yavaşlattığı artık aşikardır. Bununla beraber ağır müzik yemekten alınan zevki arttırır.
  4. Dekora önem verin. Kahveyi bol güneş alan, çimen kokuları ve kuş sesleri ile dolu bir odada içerseniz bir ferahlık verir. Aynı kahveyi, akşam ateş etrafında içerseniz farklı bir tat verir.
  5. Yemeği renklendirin. Renk insanların yemek hakkında hüküm vermek için kullandığı ilk ipucudur. Renk sayesinde iki metre öteden beklentiler oluşur. Araştırmalara göre koyu renkli yemekler daha leziz bulunmaktadır. Bunun için yemeklerinizi bolca renklendirin.                 
  6. Kıtır Kıtır olsun. Tazelik yemekte en değer verilen unsurdur. Kıtırlık da yemeğin tazeliğinin göstergesidir. Diri meyve ve sebzeler gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir