Sıçan ve fare – kontrol ve önlemler

Sıçanlar ve fareler çok kolay uyum sağlayabilen halk sağlığına zararlı hayvanlardır. Yemek ayırt etmeden mutfakta, kilerde veya bulaşıkhanede yuva yapabilirler. Çok kötü koku yaymalarının yanı sıra, ekipman ve malzemeye zarar verirler, dışkı ve tüyleri insan sağlığı için risk oluşturur.

Konumuzu şu başlıklar altında inceyebiIiriz :

  • Neden endişelenmeliyiz?
  • Kemirgen türleri
  • Nerede yaşarlar?
  • Kemirgenleri farketmek
  • Kemirgenlerden kaçınmak
  • Kendimizi korumalıyız
  • Kimyasal kontrol
  • Tuzaklama
  • Ölü kemirgenleri imha
  • Belediye hizmetleri

NEDEN ENDİŞELENMELİYİZ?

İşletmenize sızmış bir kemirgen nelere sebep olabilir:

  • Leptospiroz and tifüs gibi salgın hastalık bulaştırabilirler .
  • Yemekleri tüy, dışkı ve idrarları ile kontamine edip gıda zehirlenmesine yol açabilirler.
  • Kötü koku yaparlar.
  • Kene ve bit taşırlar.
  • Cihaz ve ekipmanı kemirerek ekonomik zarara sebep olurlar.

KEMİRGEN TÜRLERİ

En çok rastlanan kemirgen türleri:

  • Dağ faresi (Apodemus sylvaticus)
  • Ev faresi (Müs musculus)
  • Ev sıçanı (Rattus )
  • Göçmen sıçan (Rattus norvegicus Berkenhout)

Bu kemirgenler çöp, yemek, yemek artığı, sebze ve yemiş ile beslenebilirler, yemek ve su için birkaç mahalle uzağa gidebilirler.

Şıcan
Gri, kahve veya siyah renkli olabilirler, fareden büyüktürler. Uzunlukları  30 santime, ağırlıkları 400 grama ulaşabilir.

Fare
Beyaz, giri, kahve veya siyah renkte olup, sıçandan çok daha küçüktürler. Uzunlukları  10 santimi, ağırlıkları 30 gramı bulabilir.

NEREDE YAŞARLAR?

Gıda üretimhanelerde sıçan ve farelerin yuva yaptıkları yerler genellikle:

  • Soğuk hava deposunun duvarların içi veya zeminin altı
  • Dolapların için veya arkası, bazen üstü
  • Bulaşık makinesi, tezgahaltı dolap veya derin doncurunun motor veya elektrik aksamının içi
  • Paletlerin altı, tahıl veya makarna çuvallarının içi
  • Peçete, kağıt havlu veya karton kutuların içi

KEMİRGENLERİ FARKETMEK

Kemirgenler genellikle geceleri aktif olurlar. Eğer onları gün içinde gördüyseniz ya sayıları çok fazladır ya da yakınlarda büyük bir yemek kaynağı vardır.
Eğer işyerinizde fare veya sıçan var mı diye merak ediyorsanız, bakmanız gerekenler:

  • Kötü koku
  • Siyah renkli, buğday büyüklüğünde dışkılar.
  • Kemirilmiş kablo ve plastik kıymıkları, artık kabuk veya kemik parçları
  • Çuvallarda veya karton kutularda kemirildiğine dair izler.
  • Delinmiş yalıtım malzemesi.
  • Topak topak yün .
  • Kemirgenlerin sürekli kullandığı yol üzerinde kir ve yağ lekeleri

KEMİRGENLERDEN KAÇINMAK

Kemirgenler insanlarla beraber yaşamak için çok iyi adapte olmuşlardır. Kemirgen problemi yaşamamak için yapabilecekleriniz:
Açıkta yiyecek bırakmayın, yemek hazırlık alanlarını iyice temizleyin. Farelerin girebilecekleri yerleri keşfedin ve engelleyin, eğer yapabiliyorsanız sert beton, çelik yünü veya kalın metal kullanabilirsiniz.  En önemlisi, giderlere tek yönlü açılan valfler takın.

  • Açıkta çöp bırakmayın, çöp kutularının kapağını kapalı tutun.
  • Yere malzeme istiflemeyin, yük paletlerinin üzerine veya raflara dizin. Aralarına boşluk bırakırsanız denetleme imkanınız olur. Üstelik ürünleriniz havalanır.
  • Kiler, ardiye ve saklama alanlarınızı düzenli tutun, gereksiz malzemeleri atın.

KENDİMİZİ KORUMALIYIZ

Kemirgenler size musallat olmuşsa:

  • Tüm gıda maddelerini kapalı kutularda saklayın
  • Farelerin temas ettiği gıda ürünlerini atın.
  • Tencere ve tavalarınızı kullanmadan önce ılık su ve detarjan ile yıkayın.
  • Ellerinizi çalışmaya başlamadan, yemekten ve içmeden önce iyice yıkayın.
  • Kaymayan terlikler veya ayakkabılar giyin.
  • Eğer bir kemirgen tarafından ısırıldıysanız doktora görünün.

KİMYASAL KONTROL

Fare zehri tek başına uygulanırsa kısa vadeli bir çözüm sağlar. Eğer giriş yolları hala açıksa, zehir etkisini kaybettiğinde veya hayvanlar onu tanıyıp yemeği bıraktığında etkisini kaybeder. Bu yüzden kimyasal korunma bir plan dahilinde uygulanırsa işe yarar. Bu plan da ancak kemirgenlerin yuvalarının bulunup yok edilmesi, giriş yollarının engellenmesi, temizlik ve düzenin sağlanması ile yürütülebilir.

Antikoagulant fare zehri veya rodentisitti içeren mum veya pastalar internetten veya zirai ürünler satan marketlerden satın alınabilir.

Gıda üreten yerlerde kimyasal zehir kullanmak konusunda çekinceleriniz ve şüpheleriniz var ise haşere kontrol firmalarından destek alabilirsiniz.

Göz önüne alınması gerekenler

Zehrin her durumda kullanımı uygun olmayabilir. Zehir atmadan önce şunları göz önüne alın:

  • Kemirgen ulaşılmayacak bir yerde ölür ise, çok kötü bir koku yayar, ve bir şey yapamazsınız.
  • Zehir gıda maddelerine bulaşabilir.
  • Zehir içeren kimyasallar çok iyi saklanmalıdır. Çoçuklar veya personel yanlışlıkla zehirlenebilir.

TUZAKLAMA

Fare ve sıçan kapanları çok çeşitlidir. Ancak kemirgene uygun bir kapan seçilmelidir. Örneğin fındık faresi için çok iyi sonuç veren yapışkanlar sıçanlar karşısında etkisiz kalır. Bu yüzden ne tür bir kemirgen ile uğraştığınızı bilmeniz ona uygun bir kapan kurmanız gerekir. Kapanlar internetten satın alınabilir.

İpuçları:

  • Aynı anda birden fazla tuzak kurulmalıdır.
  • Yemek hazırlanan yerlerin yanına tuzaklama yapılmamalıdır.
  • Kapanlar farelerin geçiş yolları üzerine kurulmalıdır. Farelerin görme duyuları çok gelişmemiştir daha çok dokunarak veya koklayarak yollarını bulurlar. Bu yüzden hep aynı yolu kullanmaya, duvar diplerinden sürtüne sürtüne gitmeye meğillidirler. Kapanlarınızı bu doğrultuda yerleştirmelisiniz.
  • Kapanlara yem olarak salam, fındık ezmezi, balık , et veya çikolata konulabilir.
  • Kapanlar gün aşırı kontrol edilmeli yemler tazelenmelidir.

ÖLÜ KEMİRGENLERİ İMHA

Ölü kemirgenler gömülebilir veya bir poşete sarılıp çöp tenekesine atılabilir. Ölü kemirgenlere dokunmadan eldiven giyinmelidir. Ayrıca, kemirgene dokunduktan sonra eller sıcak su ve sabunla iyice yıkanmalıdır.

BELEDİYE HİZMETLERİ

Birçok belediye kamu sağlığı için kemirgen ve haşereler ile mücadele ediyor. Sizde bağlı bulunduğunuz belediyeden kemirgen ve haşere kontrolü için yardım veya bilgi alabilirisiniz. Etrafınızda veya kamuya açık yerlerde kemirgen yuvalarını bildirip imha edilmesini talep edebilirisiniz.

Fare ve sıçanların uzun süreli varlığı ekonomik zararların yanı sıra sizi bezdirebilir, personelinizin moralini bozabilir, hatta bayan elemanları korkutabilir. Bu durumda mücadeleyi asla bırakmamalısınız. Kemirgen ve fare ile mücadele metodik yapılmalı ve anlık çözümler yerine kalıcı önlemler alınmalıdır.

Diş eti çekilmesine karşı uygulayabileceğiniz bitkisel tedaviler

Diş eti çekilmesi ciddi bir rahatsızlık göstergesidir ve diş kayıplarına neden olabilir. Doğal tedaviler arasında dişleri aleo vera jel ile fırçalamak, her gün bir fincan yeşil çay içmek, Hindistan cevizi yağı veya susam yağı ile gargara yapmak yanında. Diş etlerine okaliptüs yağı, karanfil yağı veya mür tozu ile masaj yapmak da sayılabilir.

Diş eti çekilmesi dişleri örten diş etlerinin çekilip diş köklerini açığa çıkarmasıdır. Çekilme diş etlerinin aşınması ile de olabilir. Sonuçta dişlerin kendi ve etler ile arasında boşluklar oluşur. Açığa çıkan köklere bakteriler kolayca yerleşir. Diş eti çekilmesi ağız sağlığının bozulduğunun göstergesidir. Eğer tedavi edilmez ise diş kaybına neden olabilir.

Diş eti neden çekilir?

Araştırmalara göre dişleri düzenli fırçalamak ve ağız hijyenini sağlamak diş eti çekilmesini engellemeye yetmiyor. Çünkü problem birçok faktöre bağlı, örneğin bir kişide anatomik nedenler, diğerinde ise psikolojik veya patolojik faktörler ön plana çıkabiliyor.

Diğer taraftan, çok yaygın bir problem olmasına rağmen, birçok insan diş etinin çekildiğini fark edemiyor. Bunun nedeni ise hastalığın yavaş ilerlemesi.

Diş eti çekilmesinin ilk belirtileri dişlerde hassaslık, ardından diş etlerinde hissedilen sızı ile ortaya çıkar. Diş eti çekilmesinin en önde gelen sebebi, diş etinde oluşan bakteriyel enfeksiyonların diş eti dokusunu ve bağlandığı kemikleri tahrip ettiği periyodontal hastalıklardır.

Kalıtım diğer önemli bir etkendir. Yapılan çalışmalar nüfusun neredeyse yüzde otuzunun, ağız sağlığına her ne kadar özen gösterseler de,  diş eti çekilmesine yatkın olduğunu göstermektedir. Kadınlarda, hormonal değişiklikler ve özellikle hamilelik sırasında yaşanan dalgalanmalar, ergenlik vs. de bu rahatsızlığa yol açabilir.

Dişleri çok sert fırçalamak gibi ağız hijyenine önem vermemek de önemli  birer etmendir. Yetersiz veya yanlış ağız temizliği diş plakların oluşmasına bunların tartara dönüşmesine, nihayetinde diş eti çekilmesine neden olur.2

Dişleri gıçırdatmak ve uyku sırasında çeneyi kasmak, hem dişleri zedeler hem de diş etleri üzerine aşırı yük binmesine ve diş etlerinin çekilmesine neden olur. Çarpık ağız yapısı, dişlerin birbirinin üzerine tam oturmaması da diş eti çekilmesine neden olur. Sonuçta yük tüm dişlere eşit dağıtılmadığından bazı dişler aşırı zorlanır ve diş etleri stresi kaldıramaz.

Son olarak tütün ürünleri de, dudak ve dile takılan piercingler de  diş etlerini olumsuz etkiler. Diş etlerine sürtünen bu metaller diş etlerini aşırı tahriş eder.

Diş eti çekilmesi nasıl anlaşılır?

Diş eti çekilmesi ile ilintili bir çok belirti vardır. Bunlardan en yaygınları sarı renkli dentin kısmının açığa çıkması, dişlerde hassasiyet, soluk diş rengi, uzun dişler, dişler arasındaki aralığın artması ve son olarak sallanan dişler sayılabilir.
Normalde dişin dentin kısmını saran ve ağız ile temas eden tabaka enameldir. Enamel dentine göre daha dayanıklıdır. Dolayısıyla, etler çekildiğinde açığa çıkan dentin mikroplara ve çürüklere karşı korunmasızdır.

Evde kendi başımıza uygulayabileceğimiz tedavileri var mı?

Bir dünya kimyasal ve sentetik kişisel sağlık ürününü denedikten sonra insanlar köklerine geri dönüyor diyebiliriz. Şifalı otlar ve özleri ağız ve diş sağlıgı alanında sıkça kullanılıyor ve bu alanda dikkate değer bir çok çalışma var.3

İşte diş eti tedavisinde uygulayabileceğiniz metotlardan bazıları:
yesilcay

  • Yeşil Çay

Yeşil çayda bulunan kateşinler birer antioksandırlar ve periyodontal hastalıklarla savaşmaya yardımcı olurlar. Kateşinler aynı zamanda diş ile diş eti arasındaki bağları da güçlendirir. Antienflamatuvar özelliği sayesinde yeşil çay dokuların iltihaplanmasını yavaşlatarak iyileşme için yolları açık tutar.4

Kullanımı

Her sabah bir bardak yeşil çay için.
aleovera

  • Aloe Vera

Aloe vera iltihaplanmayı yavaşlatmak ile kalmaz bununla beraber dokuların tedavisi için gerekli hücreleri de harekete geçirir. Aynı zamanda, antibakteriyel özelliğe de sahip olduğu için ağzı enfeksiyona karşı da korur. Bu mucize bitki yumuşak dokuyu oluşturan hücrelerin yeniden programlanmasında da etkin olur. Diş eti çekilmesine karşı kesinlikle tavsiye edilir.5

Kullanımı

  1. Dişlerinizi aloe vera jel ile fırçalayın.
  2. Aloe vera jeli sulandırın ve her gün dişlerinizi fırçaladıktan sonra gargara yapın.
    yagcekme
  • Yağ çekme

Özellikle Hindistan’da bilinen eski ancak etkili bir yöntem. Bu geleneksel metod  ağız ve diş rahatsızlıkları için kullanılıyor Aynı zamanda diş eti çekilmesini de geriye döndürdüğüne inanılıyor. Susam veya hindistan cevizi yağı dişleri koruyucu bir tabaka sunuyor, böylece başta bahsettiğimiz plak ve tartar oluşumunun önüne geçiliyor. Susam yağı özellikle toksinleri nötralize ederken hindistan cevizi yağı ise diş enfeksiyonlarını iyileştirirken çürükleri önlüyor.6

Kullanımı

  1. Bir çay kaşığı hindistan cevizi veya susam yağı alın.
  2. Ağzınızda çalkalayın.
  3. Kıvamı artınca ve sütümsü renk aldığında tükürün.
  4. İlk gün otuz saniye çalkalayın. Bu süreyi yirmi dakikaya ulaşıncaya kadar yavaş yavaş arttırın.
  5. Sonrasında ağızınızı tuzlu su ile durulayabilir veya güzelce fırçalayabilirsiniz.
    okaliptus
  • Okaliptüs Yağı

Okaliptüs yağı , ağzı diş eti hastalıklarına karşı koruyan, etkili bir antiseptiktir. Antienflamatuvar özelliği sayesinde diş eti çekilmesini tedavi ederek yeni dokunun büyümesini tetikler. Unutulmamalıdır ki: saf okaliptüs yağı yumuşak dokuyu tahriş edebilir bu yüzden sulandırılıp kullanılmalıdır.7

Kullanımı

  1. İki damla okaliptüs yağını iki damla su ile iyice karıştırın.
  2. Temiz parmaklarınız veya yumuşak bir fırça yardımı ile karışımı diş etlerine sürün.
  3. Bir iki dakika diş etlerinize masaj yapın.
  4. Ağzınızı bol su ile çalkalayın.
    mur
  • Mür

Mür ağacından elde edilen sarı bir sakızdır. Ağız ve diş sağlığı için kullanımı çok eskilere dayanır. Mürün diş eti çekilmesini durdurduğuna ve yumuşak dokuyu koruduğuna inanılıyor. Çalışmalar mürün de antibakteriyel ve antienflamatuvar özelliklerini olduğunu gösteriyor.8

Kullanımı

  1. Mürü toz haline getirin.
  2. Diş macunu kıvamını alacak kadar su ekleyip karıştırın.
  3. Bir kaç dakika diş etlerinize bu karışım ile masaj yapın. Dilerseniz diş fırçasını da kullanabilirsiniz.
  4. Ağzınızı su ile durulayın.
  • Karanfil Yağı

Karanfil yağı mükemmel bir dezenfektandır ve ağız temizliği için eskiden beri kullanılmaktadır. Diş ağrılarına birebirdir. Antibakteriyel ve antienflamatuvar yetenekleri ile karanfil ve yağı periyodontal ve diğer ağız ve diş hastalıkları ile mücadelede etkin bir silahtır.9

Kullanımı

Birinci Yöntem

      1. Yemeklerden sonra bir karanfil çiğneyin
      2. Karanfilden çıkan yağı ağzınızın her köşesine diliniz ile yayın.

İkinci yöntem

      1. Bir iki damla karanfil yağını diş etlerine sürün.
      2. Temiz parmaklarınızla bir kaç dakika diş etlerine masaj yapın.
      3. Her gün en az üç defa, özellikle yemeklerden sonra bunu uygulayın.

Note: Eğer tansiyon hapı kullanıyor veya pıhtılaşma problemleri yaşıyorsanız, karanfil yağını kullanmadan önce doktorunuza danışın.
References (-)

1. Kassab, Moawia M., and Robert E. Cohen. “The etiology and prevalence of gingival recession.” The Journal of the American Dental Association 134, no. 2 (2003): 220-225.
2. Khocht, Ahmed, Gary Simon, Philip Person, and Joseph L. Denepitiya. “Gingival recession in relation to history of hard toothbrush use.” Journal of periodontology 64, no. 9 (1993): 900-905.
3. Kumar, Gunjan, Md Jalaluddin, Purnendu Rout, Rajat Mohanty, and C. L. Dileep. “Emerging trends of herbal care in dentistry.” J Clin Diagn Res 7, no. 8 (2013): 1827-9.
4. Gaur, Sumit, and Rupali Agnihotri. “Green tea: A novel functional food for the oral health of older adults.” Geriatrics & gerontology international 14, no. 2 (2014): 238-250.
5. Jittapiromsak, Nawaporn, Dusida Sahawat, Wijit Banlunara, Polkit Sangvanich, and Pasutha Thunyakitpisal. “Acemannan, an extracted product from Aloe vera, stimulates dental pulp cell proliferation, differentiation, mineralization, and dentin formation.” Tissue Engineering Part A 16, no. 6 (2010): 1997-2006.
6. Markose, A., R. Krishnan, and M. Ramesh. “Management of Oral Health through Ayurvedic Methods.” J Dent App 3, no. 2 (2016): 319-321.
7. Nagata, Hideki, Yoshika Inagaki, Muneo Tanaka, Miki Ojima, Kosuke Kataoka, Masae Kuboniwa, Nobuko Nishida, Katsumasa Shimizu, Kenji Osawa, and Satoshi Shizukuishi. “Effect of eucalyptus extract chewing gum on periodontal health: a double-masked, randomized trial.” Journal of periodontology 79, no. 8 (2008): 1378-1385.
8. Tipton, D. A., B. Lyle, H. Babich, and M. Kh Dabbous. “In vitro cytotoxic and anti-inflammatory effects of myrrh oil on human gingival fibroblasts and epithelial cells.” Toxicology in vitro 17, no. 3 (2003): 301-310.
9. Chaieb, Kamel, Hafedh Hajlaoui, Tarek Zmantar, Amel Ben Kahla‐Nakbi, Mahmoud Rouabhia, Kacem Mahdouani, and Amina Bakhrouf. “The chemical composition and biological activity of clove essential oil, Eugenia caryophyllata (Syzigium aromaticum L. Myrtaceae): a short review.” Phytotherapy research 21, no. 6 (2007): 501-506.

 

Test: Bel ağrısını teşhis edin

Bel ağrısı alt omurları etkilen çok yaygın bir rahatsızlıktır. Tahminlere göre Türkiye’de yılda yüz bin kişi, hayatları boyunca da insanlarımızın %80’i bu ağrıyı en az bir defa çekmektedir. Ayrıca, soğuk algınlığından sonra en çok doktora götüren neden ve aynı zamanda kalıcı sakatlığın önde gelen etmelerindendir.

Türk nöroşirürji derneğine göre, bel ağrılarının çoğunun nedeni kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasıdır. Genellikle, ağrı  birkaç gün içerisinde kendiliğinden geriler. Ancak aşağıdaki nedenler hemen doktora başvurmayı gerektirir.

1. Kronik bel ağrısı
2. Ağrı şiddetinin giderek artması
3. Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması
4. İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı
5. Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

Riski arttıran bazı faktörler:

  • Yaşlılık
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Aşırı kilolu olmak
  • Hamilelik
  • Genetik faktörler
  • Meslek (ağır kaldırma, çekme veya itme gerektiren zorlayıcı bir iş)

İki çeşit bel ağrısından söz edilebilir: akut ve kronik.

  1. Memorial ağrı polikliniğine göre, Akut ağrı çoğu kez vücutta var olan bir doku hasarının habercisidir. Akut ağrı vücudun alarm sisteminin önemli bir parçasıdır. Kas iskelet sistemindeki bir hasar ya da mekanik bir problem, bazen romatizmal bir hastalık ile ortaya çıkar. Genelde kısa süreli olur ve çabuk iyileşirler.
  2. Kronik ağrılar 6 aydan (bazı durumlarda 3 aydan) uzun süren ve artık bir alarm sistemi olmaktan öteye geçen ağrılardır. Kronik ağrı bir hastalık habercisi değil, başlı başına sorunun ta kendisidir. Hasta gücünü, etkinliğini yitirir. Toplum içindeki üretkenliğini, aktifliğini kaybeder. Bu durum çoğu kez hastanın içe kapanmasına ve depresyona girmesine yol açar. Depresyon kişiyi daha duyarlı hale getirir, ağrı eşiğini düşürür ve ağrıların daha da şiddetlenmesine neden olur. Bu durum tam bir ağrı kısır döngüsüdür.

Bel ağrınızın teşhisi

Belinizin ağrıdığını biliyorsunuz ama akut mu kronik mi emin değilsiniz. Kısa testimize katılın ve ne durumda olduğunuzu keşfedin.

Soru 1. Ne kadar süredir bel ağrısı çekiyorsunuz?

  1. Birkaç gün önce başladı.
  2. İki üç hafta oldu ama ağrısı hala azalmadı.
  3. Yaklaşık bir ay önce başladı.

Soru 2. Bel ağrınızın nedeni ne? (Nasıl başladı?)

  1. Küçük bir kaza geçirmiştim, ama şimdi daha iyiyim.
  2. Yüksekten düştüm, ve o günden beri hiç iyileşmedi, daha da kötüleşti.
  3. Tam hatırlayamıyorum, uzun süredir bel ağrısı çekiyorum.

Soru 3. Ağrınızı tarif edebilir misiniz?

  1. Aniden geldi, bıçak gibi keskindi.
  2. Bilemiyorum, tarifsiz.
  3. Bir uyuşukluk hali sürekli sızlıyor.

Soru 4. Belirgin bir ruh haliniz var mı?

  1. Hayır, sürekli bir ruh halim yok. Daha önce olduğum gibiyim.
  2. Artan ağrılar ile sinirlerim bozuk vaziyettim.
  3. Sürekli üzgün, depresif, yorgun ve uykusuzum.

Soru 5. Dejeneratif eklem veya artrit hastalığınız var mı?

  1. Hayır, kronik bir rahatsızlığım yok.
  2. Emin değilim.
  3. 5 yıldan beri Osteoartrit hastasıyım.

Soru 6. Ağrınızı ne arttırıyor?

  1. Hareket
  2. Uzun süreli dinlenme ve hareketsizlik
  3. Sürekli oturmak veya ayakta durmak

Soru 7. Ağrınızı ne hafifletiyor?

  1. İstirahat
  2. Emin değilim
  3. Değişiyor

Soru 8. Günlük işleri yapmakta zorlanıyor musunuz?

  1. Her zaman değil; sadece ağrı yüzünden bir kaç gündür.
  2. Hayır, günlük aktiviteleri yapmakta sorun yaşamıyorum.
  3. Evet, gün içerisinde hiçbir hareket yapamıyorum.

Sonuçlar

Eğer soruların çoğunda “A” seçeneğini işaretlediyseniz, muhtemelen akut ağrınız var. Bunun nedeni yakın zamanda yaptığınız ani bir hareket veya geçirdiğiniz bir kaza olabilir. Biyolojik bir ikaz mekanizması devreye girmiş ve sizi dikkatli olmanız konusunda uyarıyor.

Eğer cevaplarınızın çoğunda “B” tercih ettiyseniz.  Ağrınız subakut düzeye ulaşmış demektir. Gerekli ehemmiyeti ve özeni göstermez iseniz ağrınız kronikleşebilir. Tedavi olmanız ve tıbbi destek almanız gerekiyor.

Son olarak, “C” seçeneği cevaplarınız da ağırlıklı ise, ne yazık ki kronik bir ağrı çekiyorsunuz demektir. Bu aynı zamanda kronik bir rahatsızlığın belirtisi de olabilir.

Akut bel ağrısında, öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersizleri önerilir. Bağlantıya tıklayarak bel egzersizleri kitapçığını indirebilirsiniz.

NOT: Bu test sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhisinizden emin olmak için uzman bir doktora danışınız.

Kaynaklar:

1. Bel Fıtığı ve tedavisi, Türk Nörosirurji Derneği
2. Ağrı Üzerine, Memorial ağrı polikliniği
3. Handout on Health: Back Pain, National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Disease