Şekeri bırakınca hayatın nasıl değişir?

ilave_seker1
Öncelikle belirteyim ki, kendi başına şeker düşmanımız değil. Besinlerde, örneğin meyve ve sütte, bol miktarda ve doğal olarak bulunmakta. Ancak ilave şeker tek kelime ile “gereksiz”. Bununla beraber, ilave şekeri kestiğinizde hayatınızda birçok olumlu şey oluyor.
Gelişmiş toplumlarda yaşayan insanlar olarak, bol şekerli abur-cubura düşkün ve yüksek miktarda şeker içeren tatlılara alışmış vaziyetteyiz. Ancak bu besinlere ve içerdikleri ilave şekere kesinlikle ihtiyacımız yok. İşte burada, ilave şeker tüketmeyi kesersek, hayatımızda fark edeceğimiz 5 önemli değişikliği sıraladık.

  1. Enerji seviyeniz yükselir

Yorgun olduğumuz zaman bol şekerli tatlılar veya kafeinli meşrubatlar canımız çeker. İlk bakışta düşününce akla mantıklı geliyor:  “Depolarını tüketmiş vücudun  diri kalmak için enerjiye gereksinimi fazla.” Ancak gerçekler çok farklı: öncelikle, ilave şekeri almadan da yüksek enerji seviyesine ulaşabiliriz, üstelik doğal olarak. İkincisi, ilave şeker vücudun şeker metabolizmasını alt üst eder.  Bu nedenle, şekeri hayatımızda çıkardığımızda enerji seviyemizde gelgitler (tatlı krizleri..vb) azalacak ve kan şekerimiz metabolizmamıza uygun olarak yüksek kalacaktır.

  1. Kilonuz sabit kalır

Şeker daha fazla şeker yeme isteği uyandırır, ve söz konusu olan doğal halindeki meyve şekeri değil.

Şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Meyve şekeri dışında. İlave şeker, bol yağlı veya bol karbonhidratlı hazır yemeklerde bir çok katkı maddesi ile beraber gelmekte.

Şeker de-toksu ile vücudunuz fazla kalorilere maruz kalmayacak, açlık hissetmeden kilo bile vereceksiniz ve tatlı krizlerinin önünü alacaksınız.

  1. Kalın bağırsağınızın rahat edecek

Sindirim organlarınız konuşabilse ve ne yemeniz gerektiğini söyleye bilselerdi: daha çok lif ve bol miktarda işlenmemiş ham gıda isterlerdi. Şekeri hayatınızdan çıkardığınızda, bağırsaklarınızı fabrika ayarlarına geri döndürmüş olursunuz. Tuvaletinizi daha rahat edersiniz.

  1. Şeker ermeniz son bulacak

Biraz önce de söylediğimiz gibi şeker daha çok şekeri çeker. Hayatınızdan çıkardığınız vakit ise yavaş yavaş tatlı arzunuz körelir. Meyveler daha yoğun tat vermeye başlar. Çayın veya kahvenin gerçek aromalarını tadabiliriz. Sonraları bir ısırık pasta alsak, ne denli şeker yüklü olduğunu şaşırarak fark ederiz.

  1. Cildiniz daha sağlıklı görünür

Kullanılan bunca kreme, temizlik losyonuna ve kürlere rağmen sivilcelerin ardı kesilmiyor mu? Şeker cildinize içeriden hasar veriyor olabilir.  İlave şekeri kesen birçokları ciltlerinin daha pürüzsüz ve sağlıklı olduğunu belirtiyorlar.

Şekeri temelli hayatınızdan çıkarmaya hazır mısınız?

Eğer sizin de benim gibi şekere olan zafiyetiniz fazla ve tatlısız yaşayamıyorsanız. Şekeri aniden hayatınızdan çıkarmanız zor olabilir. Bunun yerine şekeri zamanla azaltmanızı öneririm.
Nitekim, şeker kötü bir alışkanlıktır. Ve bir alışkanlıktan kurtulmak istiyorsanız onu pencereden atıp kurtulamazsınız. Onu merdivenden basamak basamak indirmek gerekir (Mark Twain). Ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi.

Şekerin gün yüzüne çıkartılan bunca zararından sonra dünya sağlık örgütü günlük şeker tüketim limitinin  %5’den fazla olmamasını öneriyor. Örnek vermek gerekirse günlük 1200 kaloriye mi ihtiyaç duyuyoruz. Bunun en fazla 60 kalorisi ilave şekerden gelmeli. Öte taraftan, toplulumuzun yarısına yakın kısmının günde 800 kaloriyi şekerden aldığını belirtirsek, gidecek çok yolumuz olduğu açıktır.

Ancak karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Beslenmemiz konusunda bilinçli davranmamız gerekiyor. Yediklerimizi ve içtiklerimizi içerdikleri besin ve kalori bakımından incelemeliyiz. Daha çok besin ama daha az kalori içeren gıdalara yönelmeliyiz. Şekerli çay veya kahve yerine sade çay ve kahve içmeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Zamanla diğer şekerli yiyecekleri de doğal ve katkısız olanları ile değiştirebilirsiniz. Ne kadar erken başlarsanız şekersiz sağlıklı yaşamın faydalarından o kadar çabuk faydalanırsınız.

Unutmayınız ki üç hafta içinde alışkanlıklarınızı değiştirebilirsiniz. Ola ki annenizi kıramadınız ve sizin için yaptığı tatlıdan yediniz, küçük kazalar sizi yolunuzdan alıkoymasın. Gayretlerinizin mükafatını alacaksınız.

 

Dünyanın en büyük bebekleri

Eski zamanlarda, büyük bebek sağlıklı bebek demekti. İnsanlar löp löp eti ve yuvarlak kıvrımları sağlık ve iyi beslenmeyle özdeşleştirmişlerdi. Ancak günümüzde sağlıklı bir yeni doğanın ortalama kilosu 3-3,5 kg arasında olmaktadır. Bu iyi bir ağırlık olmasına rağmen büyücek nur topları ile karşılaştırıldığında ortalama bebekler birer cüce gibi görünüyorlar.

Diğer taraftan, büyük bebek eşittir sağlıklı bebek demek zor. Çoğu zaman durum tam tersine: büyük bebeğin sağlığı hamilelik sırasında yeterli beslenmemiş veya diyabetik annenin durumundan kaynaklı ve kolay bozulabiliyor. Bazı durumlarda ise genetik kökenli.

Aşağıda dünyanın en büyük bebeklerinin bir listesini yaptık. Kesinlikle, bu “küçük!” meleklerin tombul yanaklarına, pembe dudaklarına ve boğumlu parmaklarına bayılacaksınız. Fakat önce, onları zarafetle taşıyan ve sağ salim dünyaya getiren güçlü kadınlar için büyük bir alkış istiyoruz.

  1. Avusturalya: Ziad Kadic, 5.98 kg.
    Avusturalya_Ziad_Kadic
  2. Almanya: Jasleen, 6.07 kg.
    Jasleen_almanya
  3. Hindistan: Firdous, 6.70 kg.
    hindistan_Firdous
  4. ABD: Hendrix Louis-Jean, 6.71 kg.
    Hendrix_Louis-Jean
  5. Romanya: Luciana, 6.80 kg.
    Romania_Luciana
  6. Avusturalya: Tiarla Elekana, 6.80 kg.
    Tiarla-Elekana
  7. Hindistan: Kız bebek (Annesi: Mandini), 6.80 kg.
    hindistan_Baby_Girl
  8. Çin: Chun Chun, 7.04 kg.
    cin
  9. İngiltere: George, 7.12 kg.
    ingiltere_George
  10. ABD: JaMichael, 7.26 kg.
    JaMichael
  11. ABD: Sammisano Joshua Talai Otuhiva, 7.30 kg.
    Talai_Otuhiva
  12. Brezilya: Sammisano Joshua Talai Otuhiva, 7.71 kg.
    Sammisano_Joshua
  13. Sibirya: Nadia Khalina, 7.76 kg.
    Nadia_Khalina
  14. Endenozya: Akbar Risuddin, 8.71 kg.
    Akbar_Risuddin

Diş eti çekilmesine karşı uygulayabileceğiniz bitkisel tedaviler

Diş eti çekilmesi ciddi bir rahatsızlık göstergesidir ve diş kayıplarına neden olabilir. Doğal tedaviler arasında dişleri aleo vera jel ile fırçalamak, her gün bir fincan yeşil çay içmek, Hindistan cevizi yağı veya susam yağı ile gargara yapmak yanında. Diş etlerine okaliptüs yağı, karanfil yağı veya mür tozu ile masaj yapmak da sayılabilir.

Diş eti çekilmesi dişleri örten diş etlerinin çekilip diş köklerini açığa çıkarmasıdır. Çekilme diş etlerinin aşınması ile de olabilir. Sonuçta dişlerin kendi ve etler ile arasında boşluklar oluşur. Açığa çıkan köklere bakteriler kolayca yerleşir. Diş eti çekilmesi ağız sağlığının bozulduğunun göstergesidir. Eğer tedavi edilmez ise diş kaybına neden olabilir.

Diş eti neden çekilir?

Araştırmalara göre dişleri düzenli fırçalamak ve ağız hijyenini sağlamak diş eti çekilmesini engellemeye yetmiyor. Çünkü problem birçok faktöre bağlı, örneğin bir kişide anatomik nedenler, diğerinde ise psikolojik veya patolojik faktörler ön plana çıkabiliyor.

Diğer taraftan, çok yaygın bir problem olmasına rağmen, birçok insan diş etinin çekildiğini fark edemiyor. Bunun nedeni ise hastalığın yavaş ilerlemesi.

Diş eti çekilmesinin ilk belirtileri dişlerde hassaslık, ardından diş etlerinde hissedilen sızı ile ortaya çıkar. Diş eti çekilmesinin en önde gelen sebebi, diş etinde oluşan bakteriyel enfeksiyonların diş eti dokusunu ve bağlandığı kemikleri tahrip ettiği periyodontal hastalıklardır.

Kalıtım diğer önemli bir etkendir. Yapılan çalışmalar nüfusun neredeyse yüzde otuzunun, ağız sağlığına her ne kadar özen gösterseler de,  diş eti çekilmesine yatkın olduğunu göstermektedir. Kadınlarda, hormonal değişiklikler ve özellikle hamilelik sırasında yaşanan dalgalanmalar, ergenlik vs. de bu rahatsızlığa yol açabilir.

Dişleri çok sert fırçalamak gibi ağız hijyenine önem vermemek de önemli  birer etmendir. Yetersiz veya yanlış ağız temizliği diş plakların oluşmasına bunların tartara dönüşmesine, nihayetinde diş eti çekilmesine neden olur.2

Dişleri gıçırdatmak ve uyku sırasında çeneyi kasmak, hem dişleri zedeler hem de diş etleri üzerine aşırı yük binmesine ve diş etlerinin çekilmesine neden olur. Çarpık ağız yapısı, dişlerin birbirinin üzerine tam oturmaması da diş eti çekilmesine neden olur. Sonuçta yük tüm dişlere eşit dağıtılmadığından bazı dişler aşırı zorlanır ve diş etleri stresi kaldıramaz.

Son olarak tütün ürünleri de, dudak ve dile takılan piercingler de  diş etlerini olumsuz etkiler. Diş etlerine sürtünen bu metaller diş etlerini aşırı tahriş eder.

Diş eti çekilmesi nasıl anlaşılır?

Diş eti çekilmesi ile ilintili bir çok belirti vardır. Bunlardan en yaygınları sarı renkli dentin kısmının açığa çıkması, dişlerde hassasiyet, soluk diş rengi, uzun dişler, dişler arasındaki aralığın artması ve son olarak sallanan dişler sayılabilir.
Normalde dişin dentin kısmını saran ve ağız ile temas eden tabaka enameldir. Enamel dentine göre daha dayanıklıdır. Dolayısıyla, etler çekildiğinde açığa çıkan dentin mikroplara ve çürüklere karşı korunmasızdır.

Evde kendi başımıza uygulayabileceğimiz tedavileri var mı?

Bir dünya kimyasal ve sentetik kişisel sağlık ürününü denedikten sonra insanlar köklerine geri dönüyor diyebiliriz. Şifalı otlar ve özleri ağız ve diş sağlıgı alanında sıkça kullanılıyor ve bu alanda dikkate değer bir çok çalışma var.3

İşte diş eti tedavisinde uygulayabileceğiniz metotlardan bazıları:
yesilcay

  • Yeşil Çay

Yeşil çayda bulunan kateşinler birer antioksandırlar ve periyodontal hastalıklarla savaşmaya yardımcı olurlar. Kateşinler aynı zamanda diş ile diş eti arasındaki bağları da güçlendirir. Antienflamatuvar özelliği sayesinde yeşil çay dokuların iltihaplanmasını yavaşlatarak iyileşme için yolları açık tutar.4

Kullanımı

Her sabah bir bardak yeşil çay için.
aleovera

  • Aloe Vera

Aloe vera iltihaplanmayı yavaşlatmak ile kalmaz bununla beraber dokuların tedavisi için gerekli hücreleri de harekete geçirir. Aynı zamanda, antibakteriyel özelliğe de sahip olduğu için ağzı enfeksiyona karşı da korur. Bu mucize bitki yumuşak dokuyu oluşturan hücrelerin yeniden programlanmasında da etkin olur. Diş eti çekilmesine karşı kesinlikle tavsiye edilir.5

Kullanımı

  1. Dişlerinizi aloe vera jel ile fırçalayın.
  2. Aloe vera jeli sulandırın ve her gün dişlerinizi fırçaladıktan sonra gargara yapın.
    yagcekme
  • Yağ çekme

Özellikle Hindistan’da bilinen eski ancak etkili bir yöntem. Bu geleneksel metod  ağız ve diş rahatsızlıkları için kullanılıyor Aynı zamanda diş eti çekilmesini de geriye döndürdüğüne inanılıyor. Susam veya hindistan cevizi yağı dişleri koruyucu bir tabaka sunuyor, böylece başta bahsettiğimiz plak ve tartar oluşumunun önüne geçiliyor. Susam yağı özellikle toksinleri nötralize ederken hindistan cevizi yağı ise diş enfeksiyonlarını iyileştirirken çürükleri önlüyor.6

Kullanımı

  1. Bir çay kaşığı hindistan cevizi veya susam yağı alın.
  2. Ağzınızda çalkalayın.
  3. Kıvamı artınca ve sütümsü renk aldığında tükürün.
  4. İlk gün otuz saniye çalkalayın. Bu süreyi yirmi dakikaya ulaşıncaya kadar yavaş yavaş arttırın.
  5. Sonrasında ağızınızı tuzlu su ile durulayabilir veya güzelce fırçalayabilirsiniz.
    okaliptus
  • Okaliptüs Yağı

Okaliptüs yağı , ağzı diş eti hastalıklarına karşı koruyan, etkili bir antiseptiktir. Antienflamatuvar özelliği sayesinde diş eti çekilmesini tedavi ederek yeni dokunun büyümesini tetikler. Unutulmamalıdır ki: saf okaliptüs yağı yumuşak dokuyu tahriş edebilir bu yüzden sulandırılıp kullanılmalıdır.7

Kullanımı

  1. İki damla okaliptüs yağını iki damla su ile iyice karıştırın.
  2. Temiz parmaklarınız veya yumuşak bir fırça yardımı ile karışımı diş etlerine sürün.
  3. Bir iki dakika diş etlerinize masaj yapın.
  4. Ağzınızı bol su ile çalkalayın.
    mur
  • Mür

Mür ağacından elde edilen sarı bir sakızdır. Ağız ve diş sağlığı için kullanımı çok eskilere dayanır. Mürün diş eti çekilmesini durdurduğuna ve yumuşak dokuyu koruduğuna inanılıyor. Çalışmalar mürün de antibakteriyel ve antienflamatuvar özelliklerini olduğunu gösteriyor.8

Kullanımı

  1. Mürü toz haline getirin.
  2. Diş macunu kıvamını alacak kadar su ekleyip karıştırın.
  3. Bir kaç dakika diş etlerinize bu karışım ile masaj yapın. Dilerseniz diş fırçasını da kullanabilirsiniz.
  4. Ağzınızı su ile durulayın.
  • Karanfil Yağı

Karanfil yağı mükemmel bir dezenfektandır ve ağız temizliği için eskiden beri kullanılmaktadır. Diş ağrılarına birebirdir. Antibakteriyel ve antienflamatuvar yetenekleri ile karanfil ve yağı periyodontal ve diğer ağız ve diş hastalıkları ile mücadelede etkin bir silahtır.9

Kullanımı

Birinci Yöntem

      1. Yemeklerden sonra bir karanfil çiğneyin
      2. Karanfilden çıkan yağı ağzınızın her köşesine diliniz ile yayın.

İkinci yöntem

      1. Bir iki damla karanfil yağını diş etlerine sürün.
      2. Temiz parmaklarınızla bir kaç dakika diş etlerine masaj yapın.
      3. Her gün en az üç defa, özellikle yemeklerden sonra bunu uygulayın.

Note: Eğer tansiyon hapı kullanıyor veya pıhtılaşma problemleri yaşıyorsanız, karanfil yağını kullanmadan önce doktorunuza danışın.
References (-)

1. Kassab, Moawia M., and Robert E. Cohen. “The etiology and prevalence of gingival recession.” The Journal of the American Dental Association 134, no. 2 (2003): 220-225.
2. Khocht, Ahmed, Gary Simon, Philip Person, and Joseph L. Denepitiya. “Gingival recession in relation to history of hard toothbrush use.” Journal of periodontology 64, no. 9 (1993): 900-905.
3. Kumar, Gunjan, Md Jalaluddin, Purnendu Rout, Rajat Mohanty, and C. L. Dileep. “Emerging trends of herbal care in dentistry.” J Clin Diagn Res 7, no. 8 (2013): 1827-9.
4. Gaur, Sumit, and Rupali Agnihotri. “Green tea: A novel functional food for the oral health of older adults.” Geriatrics & gerontology international 14, no. 2 (2014): 238-250.
5. Jittapiromsak, Nawaporn, Dusida Sahawat, Wijit Banlunara, Polkit Sangvanich, and Pasutha Thunyakitpisal. “Acemannan, an extracted product from Aloe vera, stimulates dental pulp cell proliferation, differentiation, mineralization, and dentin formation.” Tissue Engineering Part A 16, no. 6 (2010): 1997-2006.
6. Markose, A., R. Krishnan, and M. Ramesh. “Management of Oral Health through Ayurvedic Methods.” J Dent App 3, no. 2 (2016): 319-321.
7. Nagata, Hideki, Yoshika Inagaki, Muneo Tanaka, Miki Ojima, Kosuke Kataoka, Masae Kuboniwa, Nobuko Nishida, Katsumasa Shimizu, Kenji Osawa, and Satoshi Shizukuishi. “Effect of eucalyptus extract chewing gum on periodontal health: a double-masked, randomized trial.” Journal of periodontology 79, no. 8 (2008): 1378-1385.
8. Tipton, D. A., B. Lyle, H. Babich, and M. Kh Dabbous. “In vitro cytotoxic and anti-inflammatory effects of myrrh oil on human gingival fibroblasts and epithelial cells.” Toxicology in vitro 17, no. 3 (2003): 301-310.
9. Chaieb, Kamel, Hafedh Hajlaoui, Tarek Zmantar, Amel Ben Kahla‐Nakbi, Mahmoud Rouabhia, Kacem Mahdouani, and Amina Bakhrouf. “The chemical composition and biological activity of clove essential oil, Eugenia caryophyllata (Syzigium aromaticum L. Myrtaceae): a short review.” Phytotherapy research 21, no. 6 (2007): 501-506.

 

Test: Bel ağrısını teşhis edin

Bel ağrısı alt omurları etkilen çok yaygın bir rahatsızlıktır. Tahminlere göre Türkiye’de yılda yüz bin kişi, hayatları boyunca da insanlarımızın %80’i bu ağrıyı en az bir defa çekmektedir. Ayrıca, soğuk algınlığından sonra en çok doktora götüren neden ve aynı zamanda kalıcı sakatlığın önde gelen etmelerindendir.

Türk nöroşirürji derneğine göre, bel ağrılarının çoğunun nedeni kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasıdır. Genellikle, ağrı  birkaç gün içerisinde kendiliğinden geriler. Ancak aşağıdaki nedenler hemen doktora başvurmayı gerektirir.

1. Kronik bel ağrısı
2. Ağrı şiddetinin giderek artması
3. Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması
4. İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı
5. Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

Riski arttıran bazı faktörler:

  • Yaşlılık
  • Hareketsiz yaşam tarzı
  • Aşırı kilolu olmak
  • Hamilelik
  • Genetik faktörler
  • Meslek (ağır kaldırma, çekme veya itme gerektiren zorlayıcı bir iş)

İki çeşit bel ağrısından söz edilebilir: akut ve kronik.

  1. Memorial ağrı polikliniğine göre, Akut ağrı çoğu kez vücutta var olan bir doku hasarının habercisidir. Akut ağrı vücudun alarm sisteminin önemli bir parçasıdır. Kas iskelet sistemindeki bir hasar ya da mekanik bir problem, bazen romatizmal bir hastalık ile ortaya çıkar. Genelde kısa süreli olur ve çabuk iyileşirler.
  2. Kronik ağrılar 6 aydan (bazı durumlarda 3 aydan) uzun süren ve artık bir alarm sistemi olmaktan öteye geçen ağrılardır. Kronik ağrı bir hastalık habercisi değil, başlı başına sorunun ta kendisidir. Hasta gücünü, etkinliğini yitirir. Toplum içindeki üretkenliğini, aktifliğini kaybeder. Bu durum çoğu kez hastanın içe kapanmasına ve depresyona girmesine yol açar. Depresyon kişiyi daha duyarlı hale getirir, ağrı eşiğini düşürür ve ağrıların daha da şiddetlenmesine neden olur. Bu durum tam bir ağrı kısır döngüsüdür.

Bel ağrınızın teşhisi

Belinizin ağrıdığını biliyorsunuz ama akut mu kronik mi emin değilsiniz. Kısa testimize katılın ve ne durumda olduğunuzu keşfedin.

Soru 1. Ne kadar süredir bel ağrısı çekiyorsunuz?

  1. Birkaç gün önce başladı.
  2. İki üç hafta oldu ama ağrısı hala azalmadı.
  3. Yaklaşık bir ay önce başladı.

Soru 2. Bel ağrınızın nedeni ne? (Nasıl başladı?)

  1. Küçük bir kaza geçirmiştim, ama şimdi daha iyiyim.
  2. Yüksekten düştüm, ve o günden beri hiç iyileşmedi, daha da kötüleşti.
  3. Tam hatırlayamıyorum, uzun süredir bel ağrısı çekiyorum.

Soru 3. Ağrınızı tarif edebilir misiniz?

  1. Aniden geldi, bıçak gibi keskindi.
  2. Bilemiyorum, tarifsiz.
  3. Bir uyuşukluk hali sürekli sızlıyor.

Soru 4. Belirgin bir ruh haliniz var mı?

  1. Hayır, sürekli bir ruh halim yok. Daha önce olduğum gibiyim.
  2. Artan ağrılar ile sinirlerim bozuk vaziyettim.
  3. Sürekli üzgün, depresif, yorgun ve uykusuzum.

Soru 5. Dejeneratif eklem veya artrit hastalığınız var mı?

  1. Hayır, kronik bir rahatsızlığım yok.
  2. Emin değilim.
  3. 5 yıldan beri Osteoartrit hastasıyım.

Soru 6. Ağrınızı ne arttırıyor?

  1. Hareket
  2. Uzun süreli dinlenme ve hareketsizlik
  3. Sürekli oturmak veya ayakta durmak

Soru 7. Ağrınızı ne hafifletiyor?

  1. İstirahat
  2. Emin değilim
  3. Değişiyor

Soru 8. Günlük işleri yapmakta zorlanıyor musunuz?

  1. Her zaman değil; sadece ağrı yüzünden bir kaç gündür.
  2. Hayır, günlük aktiviteleri yapmakta sorun yaşamıyorum.
  3. Evet, gün içerisinde hiçbir hareket yapamıyorum.

Sonuçlar

Eğer soruların çoğunda “A” seçeneğini işaretlediyseniz, muhtemelen akut ağrınız var. Bunun nedeni yakın zamanda yaptığınız ani bir hareket veya geçirdiğiniz bir kaza olabilir. Biyolojik bir ikaz mekanizması devreye girmiş ve sizi dikkatli olmanız konusunda uyarıyor.

Eğer cevaplarınızın çoğunda “B” tercih ettiyseniz.  Ağrınız subakut düzeye ulaşmış demektir. Gerekli ehemmiyeti ve özeni göstermez iseniz ağrınız kronikleşebilir. Tedavi olmanız ve tıbbi destek almanız gerekiyor.

Son olarak, “C” seçeneği cevaplarınız da ağırlıklı ise, ne yazık ki kronik bir ağrı çekiyorsunuz demektir. Bu aynı zamanda kronik bir rahatsızlığın belirtisi de olabilir.

Akut bel ağrısında, öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersizleri önerilir. Bağlantıya tıklayarak bel egzersizleri kitapçığını indirebilirsiniz.

NOT: Bu test sadece bilgilendirme amaçlıdır. Teşhisinizden emin olmak için uzman bir doktora danışınız.

Kaynaklar:

1. Bel Fıtığı ve tedavisi, Türk Nörosirurji Derneği
2. Ağrı Üzerine, Memorial ağrı polikliniği
3. Handout on Health: Back Pain, National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Disease

 

Savaşan Dev

Zonguldak ilinin Gümeli beldesinde, üç devasa ağacın kalıntıları Alaplı çayının dik yamaçlarında yatar. Orman mühendislerinin incelemelerine göre bunlar dünyanın en yaşlı ağaçlarındandır. Yaklaşık dört bin yaşında olduğu saptanan bu ağaçlar, taş devri sonunda insanlar henüz metal aletler kullanmaya başladıklarında birer fidandılar. Anadolu’da şehir devletlerin gün yüzüne çıktığı ve kanlı savaşların patlak verdiği dönemlerde ise yaklaşık bin yaşındaydılar.
porsuk_agac
Yaşamları boyunca birçok yangın ve depremden sağ kurtuldular. Sayısız fırtınalar atlatan bu anıt ağaçlar sonunda Çin’den süs bitkileri ile gelen uzun antenli böceklerin saldırısına dayanamayıp yıkıldılar. Böcekler ağacın kabuğundan girdikten sonra küçücük ama sürekli ısırıklar ile koca gövdeyi yeyip bitirdiler.
Zamana meydan okuyan bu orman devi, her şeyi yakıp yıkan yangınlardan, yerle bir eden depremlerden ve sayısız fırtınalardan sonra, küçük bir çocuğun parmakları ile ezebileceği bu böceklere boyun eğdi.
İnsanoğlu da böyle, büyük felaketlere cesaretle karşı koyup, zorlu badireler atlattıktan sonra önemsiz şeylerin kendilerini bitirmesine izin veriyor.

Yaşam küçük olamayacak kadar kısa.” Yok sayıp unutmanız gereken küçük şeylerin kendinizi üzmesine izin vermeyin.

Açlık ve iştah arasında

Vücudumuzda yemek isteğini uyandıran iki mekanizmadan bahsedebiliriz: açlık ve iştah. Açlık, fizyolojik bir dürtüdür. Bedenin yemek ihtiyacı duyması ile ortaya çıkar. İştah ise belirli yiyeceklere psikolojik bir eğilimdir.

İnsan, bedeni aç iken, iştahsız olabilir. Bu duruma anoreksiya denir. Bazı bulaşıcı hastalıklar, ruh hali veya bazı ilaçların yan etkisi olarak boy gösterebilir.

Hipotalamus, vücudun istemsiz fonksiyonlarının yanı sıra, beynin yemek yeme ile ilintili bölgesidir. Hipotalamus, sinir hücrelerinden ve hormonlardan gelen sinyallere göre, açlığı veya tokluğu belirler.
hipotalamus
Sinir hücrelerinin rolü:
Mideyi ve ince bağırsağı saran sinir tellerinin gevşemesi veya gerilmesine göre: açlık, mide boştur ve büzülmüştür. Tokluk, mide yiyecekler ile dolup gerilmiştir şeklinde iletilir.
gerginkarin
Hormonların rolü:
İnsülin ve glukagon, kandaki şeker seviyesini ayarlayan birbirlerinin aksi etkileri olan, hormonlardır. Uzun bir süredir yemek yemediysek kandaki insülin ve glukagon seviyeleri de değişir. Bu değişim kanla beraber hipotalamusa aktarılır.

Açlığı etkileyen diğer hormonlar ise: Yağ hücrelerinden salğılanan Leptin, mideden salğılanan Ghrelin ve bağırsaklardan salğılanan PYY’dir.
Leptin tokluk hissi uyandırır. Deneylerle, Leptin üretemeyen farelerin obez olduğu kanıtlanmıştır.
Ghrelin, mide boş ken salgılanır, açlığı tetikler. Ghrelin salgısı yemeklerden önce artar, yemeklerden sonra çabucak azalır.
PYY, ince ve kalın bağırsakta yemek varken salgılanır. Ghrelin tersi etki gösterir. Yemeklerden önce az, yemeklerden sonra çok salgılanır.
hormonlar
Yemeğin miktarı ve içeriğinin rolü:
Aynı miktarda kalori içerdiğini varsayarak, protein içeren yemekler daha uzun süre tok tutarlar. Örneğin yumurta. Tokluğu etkileyen diğer bir faktör ise yemeğin hacmidir. Örneğin bol su tutan lifli gıdalar mideyi ve bağırsak duvarlarını gererek hipotalamusa yukarıda belirtiğimiz sinirsel sinyalleri gönderir. Bu mantıkla sıralarsak katı yiyecekler çok, sıvı içecekler ise az bir tokluk hissi uyandırır.

Açlık içsel sinyaller, iştah ise çevresel ip uçları ile tetiklenir.

İştahı etkileyen faktörler beş duyuya hitap eder, ortama ve koşullara göre değişir.
Beş duyunun önemi: gıdalar beş duyumuzu uyararak harekete geçirir.
Sosyal ipuçları ve kültürün önemi: Bazı olaylar ve durumlar iştahı etkiler. Örneğin bayramlarda çok yemek yeriz. Her gittiğimiz yerde ikramlar sunulur. Doktorun yasakladığı şekeri tüketmemize izin verilir.
seker
Bazı insanlar duygularını gizlemek için kendilerini yemeğe vururlar. Örneğin, sınavdan başarısız bir not aldıklarında, kendilerini rahatlatmak için yemek isterler. Bununla beraber, çoğu insan sıkıldığında veya endişelendiğinde daha çok yemek yer.
duygusal_yemek
Öğrenmenin rolü:
İçinde büyüdüğümüz kültür bize hangi bitkileri ve hayvanları yememizin uygun olduğunu öğretir. Ancak, sağlıklı beslenme ve gıdalar hakkında bilgilendikçe yeme alışkanlıklarımız da değişir.

Fagor Combi Fırın Kullanım Kılavuzu

Genel kullanım önerileri:

  • Her zaman ön ısıtma yapın, ön ısıtma konveksiyonda daha hızlı yapılır. Ancak buharla pişirecek sen 100 dereceyi geç memelisin eğer geçersen fırını soğutmak gerekir (80 derece civarına).
  • Fırın kullanımı bittikten sonra kapağını aralık bırakın ki soğurken contalara hasar vermesin.
  • Fırınla beraber gelen tepsileri kazıtma, plastik spatula ile kullan. Kalıntıları temizlemek için fırında 15 dakika buhar ver. Sonra deterjanlı sünger ile temizle.
  • Haftada bir fırını yıka. Yıkamak için hızlı püskürten fısfıs kullan.
  • Yemekler genel olarak iki evrede pişer: ilk evrede fırın tam devirli fanda, ikinci evrede düşük devirli fanda pişirilir.
  • Fırına girecek yemek sosları koyu kıvamlı tutulmalı. Fırın buharlı çalıştığı için yemekler zaten kendi sularını bırakıyor.

Uzun Yıkama Programı talimatı (60 dakika):

  • El ve yüzünüze koruyucu ekipmanları takın.
  • Fırının 50 derece olmasınına dikkat edin.
  • Yıkama tuşuna ve başlat tuşuna basın.
  • Fırının buhar vermesini bekleyin.
  • Ekranda SOAP yazdığında kapağı açın ve hızlıca yağ sökücü püskürtün ardından kapağı kapatın. (plastik aksama yağ sökücü temas ettirmeyin)
  • Başlat butonuna tekrar basın ve bitirmesini bekleyin.
  • Fırın bir kere yıkama programına alındı mı bitene kadar başka bir işlem yapamaz. Kapatıp açsanız bile yıkamaya bitene kadar kaldığı yerden devam eder.

Kısa Yıkama talimatı (30 dakika):

  • El ve yüzünüze koruyucu ekipmanlarınızı takın.
  • Fırını konveksiyonel mod ile 70 dereceye ısıtın.
  • Kapağını açın.
  • Yağ sökücüyü conta hariç iç aksama püskürtün.
  • Kapağı kapatın ve 15 dakika bekleyin.
  • Tam devirli fanda 15 dakika buharla haşlama modunda çalıştırın.
  • Kapağı açın ve contayı ıslak bezli ile temizleyin.
  • Yıkama işlemi fırın kirlendiği zaman uygulanmalıdır.

20161222_171451

Tuş takımı:

Tanım:   Tanım:  
Konveksiyonel

 

 konvek Tam devirli fan

 

Karışık : Combi

 

 combi Yarı devirli fan

 

Rejenerasyon

 

 rejenerasyon Çeyrek devirli fan

 

Buharla haşlama

 

Prob ile ısıtma
Soğutma

 

Buhar Verme
Yıkama

 

Seç  tam

 

Rejenerasyonlu ısıtma: içten dışa doğru ısıtır.
Prob ile ısıtma iki mod var:
1.Prob derecesine geldiğinde haber verir
2.Prob ile dış dereceyi karşılaştırır
Soğutma: kapak açılır fanlar tersine döner fırını hızlı soğutmak için kullanılır
Buhar verme: basılı tutarak buhar verme hamur işlerinde kurutmayı ve üst tarafın kızarmasını önlemek için kullanılabilir.

Yemek programları

Yemek adı Konveksiyon Zaman Combi –

Karışık Isıtma

Zaman Rejenerasyon Zaman buhar Zaman Notlar:
Sebzeli Köfte:                  
Köftesi         180 – tam 20    
Patates havuç     220 – tam 30        
Börek:     200-tam 15          
    200-yarım 15        
Tavuk Büftek:         180 – tam 20      
    200 – çeyrek 15        
Karnıyarık:     250 – tam 20         Kıymasını dışarıda pişirdikten sonra ekleyip rejenerasyona başlıyorsun
        250 -yarım 20    
Fırın markarna: 250-tam 30              
    220-yarım 20        
Kabak Dolma:

 

            Ön ısıtma 5  
            100-Tam 35
        180-yarım 15    
Brokoli karnıbahar             100-tam 15  
Kıymalı Ispanak             100-tam 15  
        180-yarım 20    
Patlıcan Musakka:     250 15         Patlıcan’ın yarısını yağda kızartıp harmanlıyorsun üzerine kıymayı ekleyip rejenerasyona alıyorsun.
        200 20    

 

Endüstriyel mutfak tasarımı

Giriş

Mutfağın, işletim maliyetlerini azaltarak üretkenliğini arttıracak şekilde planlanması operasyon müdürünün önemli bir görevidir. Mutfak planlaması: tasarım ve yerleşimin yanı sıra akış ilkelerini de içerir. Akış ilkeleri ham maddeden son ürüne doğru olan süreçte ürünler ile beraber personelin mutfak içindeki hareketlerini kapsar.

Genel anlamda, alan planlaması: şekil ve büyüklüklerin belirlenmesi, bunun yanında stil ve dekorasyonun seçilmesidir. Bu planlama mutfağın üç bölümü için ayrı yapılır: tavan, üretim alanı ve zemin. İster eski bir mutfağın modernizasyonu olsun ister sıfırdan mutfak inşası olsun, tasarımın kağıt üstünde hoş gözükmesi yanında, amaç işlevsel ve verimli bir mutfak yaratmaktır.

Alanın dar veya geniş olması yada küçük veya büyük bütçeler bu amaca ulaşmada belirleyici değillerdir. Mutfak tasarımı zemin, ışıklandırma üzerinde değişiklikler veya yeni ekipmanlar  ile değiştirilebilir. Ancak her değişim gelişim değildir, iş akışları hızlandırılmalı mutfağın verimliliği arttırılmalıdır.

Endüstriyel mutfak tasarımı, elemanların rahatça hareket edebilmelerine olanak sağlamalıdır. Böylelikle, elemanlar günlük çalışmalarını rahatça yerine getirebilir. Dolayısıyla, işin türüne ve önemine göre yeterli alanlar ayrılmalıdır.

Yerleşim planı iş akışına göre optimize edilmelidir: Öncelikle, plan şefin ve elemanların aklına yatmalıdır. İkinci olarak ekipmanlar kolay ulaşılabilir konumda olmalıdır. Son olarak, her birim kendi içinde ve diğer birimlere göre iş akışı kolaylaştıracak şekilde konumlanmalıdır. Yüksek kapasitede üretim yapan işletmelerde ürünler ve elemanlar soğuk hava ve saklama kabinleri, ön işleme, hazırlık, saklama, pişirme ve paketleme birimleri arasında pürüzsüzce hareket edebilmelidir. Böylelikle üretkenlik artar, işletim maliyetleri düşer, elemanların motivasyonu artar, iş yeri ve işçi güvenliği sağlanır ve sağlıklı yemekler yapılabilir.

 

Endüstriyel Mutfak

TASARIM

Aydınlatma

Mutfağınızı modernize ederken yukarı bakmayı unutmayın. Tavan hareketin ötesinde önemsiz olarak gözükebilir ama verimliliğe katkısı büyüktür. Aydınlatma, elektrik giderlerini azaltarak elemanların üretkenliğini arttırmak için olanaklar sunar. Doğru şekilde konumlandırılmış ışık, elemanların en çok çalıştığı yerleri aydınlatır. Örneğin pişirme alanı ve hazırlık alanı. Doğru aydınlatma sayesinde eleman dikkatini toplar ayrıca sıcak ve verimli bir ortam yaratılabilir.

Havalandırma

Tavandaki diğer önemli aktör ise havalandırma ve iklimlendirme sistemidir. Mevcut yönetmelikler hali hazırda yeterli havalandırma yapamayan işletmelere çalışma izni vermemektedir. Kaldı ki: düzgün havalandırma yapılmayan mutfaklarda biriken nem ve ısı problemlere neden olur. Bu problemler: elektrikli ekipmanların bozulması, malzemelerin ıslanarak kullanılamaz hale gelmesi ve çalışan performansında düşüş olarak karşınıza çıkabilir. Bu bağlamda performansı etkileyen diğer bir husus ise sıcaklıktır. Mutfağın sıcaklığının belli aralıklarda tutulmasına özen gösterilmelidir. Zaten sıcak olan pişirme alanının yaz aylarında, serin olan hazırlık alanlarının kış aylarında da çalışabilir kılacak düzgün bir iklimlendirme sistemi kurulmalıdır.

endustriyel_mutfak_havalandırma_aydınlatma
Ekipman

Efektif üretim: hızlı çalışıp çok ürün çıkarmaktır. Pişirme ve araç ve gereçlerinin kolay ulaşılabilir, ham maddelerin ise hızlı temin edilebilir konumda olması, efektif çalışma için gereklidir. Tasarım sırasında her ekipman işleviyle beraber düşünülmeli ve buna göre konumlandırılmalıdır. Diğer taraftan ekipmanların personel tarafından rahat kullanılır olması çok önemlidir. Çok karmaşık ve pahalı bir cihazı elemanlarınız sevmez ve kullanmaktan çekinirse, yatırımdan  istenen verimi alamazsınız. Bu yüzden ekipmanları seçmeden önce iyice tanımalısınız: kullanım şeklini, ihtiyaç duyduğu su debisini, elektrik voltajını  ve doğal gaz basıncını bilmelisiniz. Ne kadar bir havalandırma gerekiyor veya su giderine yakın mı olmalıdır, öğrenmelisiniz.  Tabii, kapasitesini de unutmamalısınız, acaba şu anki iş yükünüzü kaldırabilecek mi? Daha ilerisini düşünürsek, işler artar ise kapasitesini arttırabilecek mi? Hepsini değerlendirmelisiniz.
Son olarak, teknoloji geliştikçe daha küçük boyutlarda daha az enerji ile daha çok verim alabileceğiniz makineler üretilmekte. Makine üreticileri sürekli makinelerini optimize edip yeni özellikler eklemekte. Endüstrideki değişikliklerden haberdar olup, kaynakları takip ederseniz, daha kısa sürede, daha az enerji  ve işçilikle daha leziz yemekler yapabilecek yöntemler öğrenebilirsiniz.

Zemin

“Islak” Mutfaklar

Zemin tasarımı mutfağın işleyişi açısından çok büyük öneme sahiptir. Öncelikle, taban, üzerindeki işi kaldıracak mukavemete sahip olmalıdır. Belirli yerlere su giderleri yerleştirilmeli. Tehlike içeren bölgelerde kaymaz zemin malzemesi kullanılmalıdır. Burada zemin tasarımının yanında inşaatı yapan yükleniciye de çok önem düşer. İşinin ehli firmalar veya ustalar bulmak çok güç olabilir. İş ahlakı gereği, ustalar bir işten anlamadıklarını söylemezler. Siz de ilk defa inşaat işine bulaşmış sanız bir ustayı kolaylıkla değerlendiremezsiniz. Bunun acı sonuçları, eğimli yüzeyler, tepelerde kalıp su toplamayan giderler ve ufak göletler şeklinde karşınıza çıkabilir. Üstelik, bu hataları tüm malzemeleriniz yerleştirildikten ve çalışmaya başladıktan sonra ancak fark edebilirsiniz ki artık geri dönüş yoktur.

Yeni çıkan kanunlar ile iş ve işçi güvenliği sağlamak ve çalışma koşullarını iyileştirmek firmaların “gerekenler” listesinde yerini aldı. Ancak, düzgün su giderine sahip olmayan firmalarda koşulları iyileştirmek ve işçi güvenliğinden bahsetmek güçtür. Tahliye sistemleri olmayan ve su tutan zeminlere sahip mutfaklara ıslak mutfak denir. Islak mutfaklarda yere bir şey döküldüğünde temizlemek güçtür, hele ki yoğun saatlerde. Zeminde biriken sular personelin çalışmasını güçleştirir aynı zamanda stres faktörüne etki eder.

Elinde fırından yeni çıkmış 2/1 Gastronom tepsi taşıyan bir personelin ıslak zemin üzerinde yürümeye çalıştığını düşünün. Elini yakmamak ve yemeği dökmemek için çabalarken birde iki ayağı üzerinde düşmeden ilerlemeye çalışmasını görün. Fırının yirmi tepsilik bir fırın olduğunu farz edersek, bunu yirmi  defa tekrarlamak zorundadır. Böyle bir ortamda ne iş güvenliği ne de verimlilik arayabilirsiniz.

Ayrıca ıslak zemin, çoğunlukla sıcak olan mutfaktaki nemi de arttırır. Yüksek nem ve ısı çalışmayı daha da zorlaştırır. Bu iki bileşen: nem ve ısı, bakterilerin çoğalmasına yardımcı olur. Bu da olası gıda zehirlenmelerine davetiye çıkarır. Son olarak, mutfakta kullanılan elektrikli cihazların kablolarının su içinde durması çok tehlikelidir.

Toparlamak gerekirse ıslak zeminler: çalışmayı güçleştirir, tehlike arz eder, stres yapar ve işletim maliyetlerini artırır.

ıslak_zemin_mutfak

Kuru Mutfaklar

Islak mutfaklar hakkında sıralananlardan sonra,  çalışan odaklı bir mutfak istiyorsanız, kuru zeminli bir mutfağın avantajları aşikardır. Belki gider tesisatı, ilk yatırım maliyetiniz biraz daha yükseltecektir, ancak geri dönüşümü çok daha hızlı olacaktır.
Bunun yanında, bazı cihazlar, buharlı fırın veya patates soyma makinesi gibi, direk gider bağlantısı ile çalışır. Bunların konumlarına göre tesisatı dizayn etmelisiniz.

Ayrıca, kuru mutfaklarda,  yerlerin su tutmayan özellikte olması yanında elemanların da kaymayan terlikler giymesini gerekir.

Düşme tehlikesi veya ayağını ıslatma çekincesi olmadan çalışan personel daha az stresli olur, motivasyonu daha yüksektir. Su az olduğu için nem ve ısı daha kolay kontrol edilebilir olur. Böylelikle personelin verimliliği artar, işletim maliyetleri azalır.

Sonuç

Akıllı mutfaklar ancak akıllı müdürler sayesinde var olur. Eğer bir tesis verimliliği artırmak ve işletim maliyetlerini azaltmak istiyorsa mutfağın temelinden başlamalıdır. Operasyon müdürleri, mimarlar ve ustalarla beraber tabandan tavana efektif bir mutfak kurabilirler.
Referanslar:

1) Levin A. Designing an efficient kitchen. Food Equip Suppli. 2010;62(4):20-24.
2) Sukenik J. Ten elements of any smart kitchen – and smart operator practices. Food Equip Suppli. 2010;62(4):7-8.
3) A recipe for optimum kitchen lighting. Food Equip Suppli. 2011;29(1):25,29.
4) Shockey G. Consultant’s Viewpoint: opertational & design considerations for healthcare. Food Equip Suppli. 2006;59(12);13.
5) Boss D. Getting to great kitchen design. Food Equip Suppli.2007;60(2):16-20.
6) Chang HJ, Kim JW, Ju SY, Go ES. How do the work environment and work safety differ between the dry and wet kitchen foodservice facilities? Nutr Res Pract.2012;6:366-374.
7) Gregoire MB, Spears MC. Foodservice Organizations. A managerial and systems approach, 8th ed. Upper Saddle River, NJ: Pearson/Prentice Hall; 2011.
8) Carbonara JM. Redefining smart kitchens. Food Equip Suppli. 2010;62(2):12-13.
9) Marcbes J. Going with the flow in a Cafeteria kitchen. Foodserv Dir. 2010;25(10):12-14.